Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Modern Turkish Playwrights’

Çok değil, iki yıldan az bir süre sonra, 2006 yılının Mayıs ayının yirmi üçünde drama sanatının dev isimlerinden üstat Henrik İbsen ölümünün 100. yıldönümünde büyük törenlerle anılacak. Öldüğünde 78 yaşındaydı İbsen. Eleştirel gerçekçi tiyatronun önde gelen isimlerinden ve burjuva tragedyasının temsilcilerinden Norveçli bu ünlü oyun yazarı küçük bir kasabada 1828 yılında doğmuştu. Babası tüccardı ve epeyce varlıklıydı. Ancak İbsen sekiz yaşındayken babası mali bir güçlüğe girdi; bütün servetleri yok oldu. Zengin evlerini ve kasabayı terk edip fakir bir konuta taşındılar.

İşte tam da bu sıralar İbsen yalnızlığı sever oldu, topluluktan kaçtı; karanlık odalara kapandı, kardeşleriyle oyun oynamadı, yalnızlığı seçti. Küçük İbsen resim yapar, babasının kütüphanesinde yer alan denizcilik öykülerini okurdu. 14 yaşlarında tekrar eski kasabalarına geri döndüler. Papazlar tarafından yönetilen bir okula başladı İbsen ve sürekli İncil okudu.

İki yıl sonra, 16 yaşındayken öksüz kaldı; hayatını çalışarak kazanmaya başladı. Bir başka kasabada çırak oldu. Bir eczanede haplar, şuruplar hazırlamaktaydı ve edebiyatla ilgilenmekteydi. Norveç o zamanlar Danimarka egemenliği altındaydı ve milliyetçilik artmaktaydı. Norveç dilinin gelişmesi için tiyatroya ulusal oyunlar veriliyordu. İbsen bir eczacı olmak istemiyordu. 1850 yılında Kristiana (Bugünkü Oslo) üniversitesine girdi. Ancak dersleri pek iyi değildi. O yıllarda İbsen en büyük usta Shakespeare’i, Goethe’yi, Schiller’ı hararetle okuyordu. İlk oyunu Catilina’yı yayınladı. Catilina Romalı bir suikastçıydı. İbsen’in ihtilalcilere karşı derin bir ilgisi, sempatisi vardı. 1850-1899 arasında İbsen yirmi beş oyun yazdı. Şiirler yayınladı. Yönetmenlik yaptı. Kristiania tiyatrosuna müdür oldu. Tanınmış bir yazarın kızıyla evlendi. Karısı yüksek sınıftan değerli, kültürlü bir kadındı. Üstat İbsen’in eserlerindeki kadın tipleri çok kuvvetlidir. Bunları kendisine ilham eden karısı Suzanne Thoresen’dir. Üstat oyunlarını eşine okur, onunla tartışmaktan zevk alırdı.

Kristiana, şimdiki Oslo, o zamanlar geri kalmış bir yerdi. İsyankâr karakterli bir oyun yazarı pek çok düşman da kazanmıştır. 1864 yılında Prusya Danimarka savaşı çıktığında İbsen Norveç’in Danimarka’yı desteklemesi gerektiğini söylemiş, ancak bu yardım gerçekleşmemişti. İbsen çok sevdiği ülkesini terk edip İtalya’ya, Roma’ya gitti. 2 yıl sonra Brand’ı yazdı. Bu güzel oyun 1945 yılında İskandinav klasikleri başlığı altında Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanmıştır. Dramatik bir şiirdir Brand; hayalleri uğruna ailesi de dâhil olmak üzere her şeyi feda eden bir idealist anlatılmaktadır oyunda. Bu oyun onu şöhrete ve maddi güvenceye kavuşturdu. İbsen 39 yaşına geldiğinde insanın sahici benliğine kavuşmasını anlatan Peer Gynt (Per Günt) adlı eserini yazdı. Bu eser pek çok kez sahnelenmiş, o öldüğü zaman da ulusal tiyatroda onu anmak için özel olarak oynanmıştır.

Kısa boylu, şişman, sık beyaz saçlı, yuvarlak sakallı, şişkin favorileri ta uzaktan bile kolayca fark edilebilen İbsen gittiği her yerde inzivaya çekilerek yaşamış ve durmadan, makine gibi yazmıştır. Dışarıda ünü ve etkisi artmaktayken, kendi ülkesinde pek takdir edilmiyordu. İbsen şehir şehir dolaşıp sürgün hayatı yaşıyordu. İnsanlardan uzakta kaldı. Kalabalıklar onu korkutuyordu. 1891 yılında, 63 yaşındayken Norveç’e, sevdiği yurduna döndü. 7 yıl sonra İsveç kralı, devlet adamları, halk, hemen herkes onun önünde saygı ile eğilmekteydiler. 27 yıl yurt dışında yaşamıştı; vatandan uzak 27 yıl!..

Çehov’un “En beğendiğim yazar,” dediği Henrik İbsen anlatıldığına göre o sıralar az okuyan biriydi. Çalışma odasında pek kitap bulunmazdı. Resim yapardı. Bir ara felsefe doktorası da yapmıştı. Bu diplomasıyla her zaman gurur duymuştur Dr. Henrik İbsen. Bu büyük yazar 1906 yılında vefat etti. Onun pek çok oyunu Türkçe’ye çevrilip basılmıştır: John Gabriel Borkman, Yapı Ustası Solness, Nora Bir Bebek Evi, Yaban Ördeği ve Brand MEB tarafından basıldı. Rosmersholm’u da Kültür Bakanlığı basmıştır. Peer Günt de Remzi Kitabevi’nce basıldı. Bunların hepsi kitaplığımda mevcuttur, değerli kitaplardır bunlar.

2006 yılı için ülkemizdeki tiyatrolar da İbsen’den şimdiden oyunlar seçmeli, programlarını şimdiden oluşturmalılar. Bazı oyunları oynamak zordur, mesela Brand zor bir oyundur. Ama oynanması gereklidir. Bazı oyunlar halk tutmaz, sıkılır mantığıyla oynanmamaktadır. Müzik yönetmeni Muhittin Sadak’ın güzel bir sözünü hatırlatarak yazımı sonlandırıyorum: “Sanat halka inmez, halk sanata yükseltilmelidir.” Yüksek değerler içeren en zor, en sıkıcı, en uzun oyunlar da mutlaka oynanmalıdır.

Mehmet Murat ildan

http://mehmetmuratildan.hpage.com/

Reklamlar

Read Full Post »